25 Mart 2010 Perşembe

Perukla okula gitmek caizmidir

Perukla okula gitmek ve calışmak caizmidir
Selamunaleyküm hocam, size sorum perukla çalışmakla ilgili… Öğretmenlik mezunuyum ama çalışmıyorum. Başörtüsü yasağından dolayı... Peruk takıp çalışmak da benim içime sinmiyor, kendimi rahat hissetmiyorum. Yanılmıyorsam hadiste geçen peruğun bununla ilgisi olmadığını söylemiştiniz ama gene de içim rahat değil. Peruk takıp çalışmak ne kadar doğru? Allah yardımcınız olsun hocam.
Selametle...


Aziz talibe,

Evet, hadisin bu işle bir alâkası yok.

Bu konuda hükmünüzü zaruret dereceniz belirler. Ama peruk zaruret durumlarında örtü yerine ikame edilebilecek bir vasıtadır.
Alıntı : http://www.mustafaislamoglu.com/365_Perukla-Calismak.html

23 Mart 2010 Salı

ibrahim kutluay hayatı

ibrahim kutluay hayatı

7 Aralık 1974 tarihinde İstanbul’da doğdu.1.98 cm boyundaki Kutluay, skorer guard ve kısa forvet pozisyonlarında oynuyor.Basketbola 13 yaşında Fenerbahçe altyapısında başladı.18 yaşında A takımına alında.5 yıl formasını giydi.1998-1999 sezonunda Fenerbahçe formasıyla Avrupa ligi sayı krallığını kazandı.1999-2000 sezonunda kiralık olarak Efes Pilsen formasını giydi.Haziran 2000’de Yunanistan’ın AEK kulübü ile 3 yıllık anlaşma imzaladı.

6 Mart 2010 Cumartesi

Biyografi ahmet uluçay

Biyografi ahmet uluçay:

HAKKINDA YAZILANLAR

Uluçay’ın filmi bayramdan sonra vizyonda Ülkü Özel Akagündüz
Zaman 4 Kasım 2004

Kütahya'nın Tavşanlı ilçesi Tepecik köyünde yaşayan yönetmen 'ın ‘Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak' filmi, bu kez de 26. Montpellier Akdeniz Filmleri Festivali'nin büyük ödülünü kazandı.

Geçen yıl İstanbul Film Festivali'nde ‘en iyi film' seçilen ‘Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak’, San Sebastian Film Festivali'nde de en iyi ikinci ödül olan Altın Denizkabuğu’nu almıştı. Halen Tepecik köyünde yaşayan Uluçay, ‘Böyle olması gerekiyordu, ödülleri bekliyordum.' dedi. ‘Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak’ bayramdan sonra Türkiye’de gösterime girecek. Film daha sonra Fransa’da izleyiciyle buluşacak. Uzun zamandır beklettiği projelerine devam etmek istediğini söyleyen Uluçay, ‘Bozkırda Deniz Kabuğu' adlı filmini çekmeye hazırlanıyor. Uluçay'ın bir an önce tamamlamak istediği bir de romanı var. ‘Küller ve Kemikler', senaryo yazarken oyuncularıyla didişen bir yönetmenin hikayesini anlatıyor. Ödüllerden kendisine kalan parayı, yeni projeleri için değerlendirmeyi düşünen yönetmen, ‘Benim yüzümden gün görmediler.' dediği ailesinin de biraz rahatlamasını istiyor. Uluçay'ın son ödülü, dağıtım ve alt yazı yardımlarıyla birlikte toplam 59 milyar lira. Bugünlerde evinde dinlenen Uluçay, Akdeniz Filmleri Festivali ödül törenine katılamadı. Ödülü, onun yerine yapımcı firma İstisnai Filmler Reklamcılık'tan (İFR) Serkan Çakarer aldı. Ancak yönetmen, 19-28 Kasım'da Selanik Film Festivali'nde yarışacak filminin gösterimine katılmayı düşünüyor. 'ın çocukluğundan izler taşıyan Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak, projeksiyon makinesi yapmaya çalışan iki çocuğun sinema aşkını ele alıyor. Film, naif sinema dili, doğal anlatımı ve amatör oyuncularının başarısıyla hem Türkiye’de hem de dünyada sıcak bir ilgiyle karşılandı.

X
‘Köylü yönetmen’in filmi bu hafta vizyonda
www.ntv.com.tr/a.a. 23 Kasım 2004

‘Köylü yönetmen’ ’ın çeşitli festivallerde ödüller kazanan uzun metrajlı ilk filmi ‘Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak’, 26 Kasım Cuma gününden itibaren izleyicilerle buluşacak.

Filmin ilk olarak dünya prömiyerinin yapıldığı 23. Uluslararası İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma’da En İyi Film Ödülü’nü, Montpellier Film Festivali’nde de büyük ödül olan ‘Altın Antigone’u kazandığını kaydeden Tahiroğlu, , kısa filmleriyle tanınan bir sinemacı. Çok parlak bir yönetmen. Bu filmi yaparken, amacımız, O’na olan inancımızı göstermek ve O’nun önünü açmaktı. Filmin tüm ekibi de bu projeye tamamen bu amaçla gelmiş ve hiçbir maddi beklentileri olmadan görev almıştır diye konuştu.
Tahiroğlu, filmin en önemli özelliğinin son derece sıcak ve hoş bir mizah unsuru taşıması olduğunu belirterek, filmin bu özelliğiyle izleyicilerin de beğenisini kazanacağını söyledi.

YÖNETMEN BEYİN AMELİYATI GEÇİRDİ
Bir süre önce geçirdiği beyin ameliyatından sonra istirahatte olması nedeniyle toplantıya katılamayan Uluçay’ın oğlu İdris Uluçay da, babasıyla diğer projelerinde birlikte çalıştıklarını ve babasının 3 kısa filminde rol aldığını anlattı.

Babasının bu filmleri köyde çektiğini de dile getiren Uluçay, Bu filmleri çok imkansızlıklar içinde çekti. Bizim ortamımızda film çekmek çok zor; şehre geldiğinde şehirli olamıyorsun, köyde köylü olamıyorsun. Son filmine gelene kadar, çalışmalarını yaparken çok sıkıntılar çekti diye konuştu.

‘KÖYLÜ YÖNETMEN’İN BAŞARISI
Kütahya doğumlu olan , halen Tavşanlı’ya bağlı Tepecik köyünde yaşamını sürdürüyor. Yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi olan Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak adlı filmin başrolünde de burada yaşayan ve tamamen amatör oyuncular olan İsmail Hakkı Taslak, Boncuk Yılmaz ve Kadir Kaymaz rol alıyor.
23. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde En İyi Film ödülüne değer bulunan film, 26. Montpellier Akdeniz Filmleri Festivali’nde en iyi filme verilen ‘Altın Antigone’, San Sebastian Film Festivali’nde ise Jüri Özel Ödülü’ne değer bulundu.
Anadolu’nun bir köyünde 1960’lı yıllarda geçen filmde, iki çocuğun evlerinin ahırında sinema projeksiyon makinesi yapmaya çalışmaları konu ediliyor.
‘Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak’, 26 Kasım Cuma günü vizyona girecek.


Meslek: senarist

Mustafa İSLAMOĞLU yanıtlıyor

Mustafa İSLAMOĞLU yanıtlıyor ;
Saygı değer hocam,
32 yaşındayım. Evimdeyim. Güneşten önce uyandığım için bolca vaktim var ve (adına, taktirine kurban olduğum) Allah tarafından yetenek, artı sorumlulukla imtihan edilmekte olan, iki dünyalı insanlardan biriyim. Kendimle barışık yaşayabilmek, yaşadığım dünyaya değer katabilmek adına (bir yıldır) çaba sarfetmekteyim. Fikir ve yaşam tarzı olarak kadim takipçiniz olduğum için olsa gerek yine size yazmayı (hatta) yazmaya devam etmeyi düşünüyorum. İsterseniz bıkabilir, hiç okumayabilirsiniz. Madem bu (masal) alanın boş olduğuna inanıyorsunuz bana bir fırsat vermek zorunda değil misiniz? Şimdiye kadar bulunduğum teşebbüslerin hayal kırıklığı ile neticelenmesinin esas illeti ve anlamı niteliksiz değil diplomasız olmamdır. Devam edemediğim okul yaşamım hayatımın fırsatlarını değerlendirmemin önünde müzmin bir engel olarak duruyor. Lakin bildiğim kadarıyla siz, resmî ideolojinin eğitim (öğütüm) sistemine karşı tepkili ve temkinli birisiniz. Te’vile, lafı gevelemeye hacet yok hocam! Eğer vazgeçer, seküler yaşamın ağırlığı altında, hayal ve hedeflerinden uzaklaşan biri haline gelirsem, bunda kapısını defaatle çaldığım insanların vebali büyük olacaktır!

Eğer araştırdıysanız, bu alanda haketmediği halde hasbelkader kalem cambazlığı yapmaya çalışan çok sayıda insan var. Özellikle MEB tavsiyeli ve okulların kütüphanelerinde bulunan kitaplara bakıyorum, içerik ve mesaj bakımından kayda ve taktire şayan kitap bulmak seçici olma yeteneğinizle paralel. Hiçbir kurgusal ve anlamsal nitelik taşımayan birçok kitap çocuklarımızın bilinçlerine sunuluyor. Geçen yıl birinci sınıfa giden kızım okuldaki tüm kitapları okuma başarısıyla göz doldurmuştu fakat bunun manevî semeresini alamamak yukarıdaki tespitimi teyid ediyor.

Hocam, meydan boş diyorsunuz. Birileri meydanı doldurma adına mesafe alırken biz yazdıklarımızı klasörlerde müebbet yalnızlıklara mı terk edelim?
Size öneri sunmak haddim olmaz, lakin sizden bir nebze de olsa ilgi beklemek hakkımdır sanırım? Şu sıkıntılı mecrada, hiçbir şey görmemiş, duymamış biri olarak davranmam gerekiyorsa varsın hayallerim ütopya olmaya mahkum olsun. Ben her şeye rağmen sizi (Allah adına) sevmeye ve okumaya devam edeceğim. Kırgınlığımı, serzenişlerimi çocukluğuma ve cahilliğime verirsiniz olur biter.
Samsun’da dört yaşındaki ahmet yasin dahil olmak üzere ailece sizi tanıyan ve mealinizle yeni bir bilinç inşaası için uğraşı veren birileri olduğunu unutmayın. İnsana olan saygınızdan bunun sizi mütebessim yaptığını görür gibiyim.
Bizi var ve kendine yar eden Allah’a emanet kalın hocam. Emaneti zayi etmeyene havale ettim ki zamanın zifirinde kaleminizdeki ışığa muhtaç yürekler yüzüstü kalmasın.
Sevgili Talibe;

Allah'ın kullarına şefkat ve rahmet vaciptir. İnanın size yazdığım şu satırları damarlarımdan kamışlarla kan çekerek yazıyorum. Yetişemiyorum. Mesajlarınızın her binini okumak için dahi zamanım yetmiyor, kaldı ki cevap yazmak... Bir siz değilsiniz. Sizin gibi nice bir kul var tahmin edebiliyor musunuz? Hemen hepsi de sizin dediğinizi diyor, hepsi de ilgi bekliyor, hepsi de sitem ediyor. Hepsi de tek olduğunu düşünüyor. İşin garibi hepsi de kendince haklı.

Ama ne olur bana da hak verin. Yetişemiyorum. Vazifelerim var, çalışmalarım var, sorumluluklarım var, projelerim var, çocuklarım, evim, eşim diye saymadım bakın daha...

Sizlere kitap olarak eserlerimle, Hilal yoluyla sohbetlerimle, internet yoluyla makalelerimle gelmem yetmeli. Sizden ricam: Yazmazsam ölürüm dediğiniz zaman yazın, ne olur. Ben cevap veririm, ama bu sizi vebale sokar diye de korkarım.

Durumu daha kritik, daha zorda, daha darda, mesela hidayet bekleyen bir İngiliz, bir Macar bir Roman'ın sırada bekleyebileceğini veya intiharın içine gelmiş birileri olabileceğini ve benim onlara yazacağım iki satırdan onları mahrum edebileceğiniz ihtimalini de hesaba katın.



Sadece anlayış, benim aziz kardeşim.

Değilse siz de her mümin gibi başım gözüm üstünde yeriniz var. Varlığım bu ümmete sebil olsun vallahi de, billahi de, tallahi de...

5 Mart 2010 Cuma

Sol elle yemek yenirmi

Sol elle yemek yenirmi ?
Selamün aleyküm sayın hocam;
size sol elle yemek yemek konusunda bir soru sormak istedim. sormadan önce araştırmalar yaptım ama tahmin edebileceğiniz gibi iki farklı görüş yaygın.
birincisi, hadislere dayanandırılan sol elle yemenin haram olduğu (ben kesinlikle katılmıyorum çünkü haram demek çok ağır geliyor bana özelliklede solak olan tamıdıklarım var ve çok zorlandıklarını görüyorum).
ikincisi; durumun zamanın şartlarının bir sonucu olduğunu ve hijyen durumunun şu an değişik olduğu yani haram olmadığı görüşünü savunanlar. bu konuda düşüncelerinizi öğrenmek istiyorum.
Allah'a emanet olun
CEVAP:
Aziz okur,
Efendimiz yanında sol elle yiyen birine "Kul bi yeminik: Sağınla ye" demiştir.
Bu Nebevi emir/taviye/tekliften bir "haram/farz" çıkarmak elbette ki yanlış. "İhramdan çıkınca avlanınız" ibaresini el-emru yufidu'l-vucub: her emir vaciplik ifade eder" diyerek Mekke'de av aramaya çıkmak kadar abes olur. Bu sadece Peygamberin "haram/farz" koyamayacağı açısından değil, bunun gerekçelerinden bazılarını sizin de andığınız bir "adab" olduğudur. Tabi ki küçümsenemez, zira efendimiz her işi sağ ile yapar, sağdan başlar, başlanmasını tavsiye eder, bunu bir "müslüman tarzı olarak" yapardı. Hepsi bu.
Alıntı : http://www.mustafaislamoglu.com/209_Sol-elle-yemek.html